Hayır.
Botulinum toksin ve dermal dolgu tamamen farklı mekanizmalarla çalışır.
Botulinum toksin, belirli kasların sinirsel aktivitesini geçici olarak azaltır.
Dermal dolgu ise uygulandığı dokuda hacim veya yapısal destek oluşturur.
Bu nedenle botulinum toksin ile dolgu birbirinin yerine geçen uygulamalar değildir.
Yüzde Dolgu Hangi Bölgelere Uygulanabilir?
Dermal dolgular ürünün özellikleri ve onaylanmış kullanım alanlarına bağlı olarak yüzün farklı anatomik bölgelerinde değerlendirilebilir.
Bunlar arasında örneğin;
• dudaklar,
• yanak ve orta yüz,
• çene,
• çene hattının bazı bölgeleri,
• nazolabial bölge
• ve yüzün belirli hacim kaybı bulunan alanları
yer alabilir.
Ancak bir dolgu ürününün bir bölgede kullanıma uygun olması, aynı ürünün yüzün bütün bölgelerinde kullanılabileceği anlamına gelmez.
Özellikle burun, göz çevresi ve alın gibi damar anatomisinin kritik olduğu bölgeler daha farklı risk özelliklerine sahiptir.
Dudak Dolgusu Nedir?
Dudak dolgusunda uygun özellikteki dolgu maddesi, kişinin dudak anatomisi değerlendirilerek belirli bölgelere uygulanabilir.
Uygulamanın amacı kişiden kişiye değişebilir.
Dudak hacmi, dudak konturu, dudakların birbirine oranı ve çevre anatomik yapılar birlikte değerlendirilmelidir.
“Her dudağa aynı miktarda dolgu” şeklinde standart bir yaklaşım doğru değildir.
Dudak Dolgusu Herkeste Aynı Görünür mü?
Hayır.
Sonucu;
• mevcut dudak anatomisi,
• diş ve çene yapısı,
• dudakların başlangıç hacmi,
• kullanılan ürünün özellikleri,
• enjeksiyon tekniği
• ve uygulanan miktar
etkileyebilir.
Bu nedenle başka bir kişinin fotoğrafındaki dudak görünümünün birebir oluşturulması garanti edilemez.
Yanak ve Orta Yüz Dolguları
Yaşla birlikte yüzün kemik, yağ dokusu ve diğer yumuşak dokularında değişiklikler meydana gelebilir.
Bazı uygun kişilerde orta yüz bölgesindeki hacim ve kontur değişiklikleri dermal dolgu açısından değerlendirilebilir.
Ancak yüz yaşlanması yalnızca hacim kaybından oluşmaz.
Kemik yapısındaki değişiklikler, bağ dokuları, yağ kompartımanları ve cilt kalitesi birlikte rol oynar.
Bu nedenle sadece daha fazla dolgu kullanmanın her zaman daha uygun bir sonuç sağlayacağı düşünülmemelidir.
Çene Dolgusu
Çenenin yüzün diğer bölümleriyle olan oranı kişinin profil görünümünde önemli rol oynar.
Dolgu uygulaması bazı uygun kişilerde çene projeksiyonu veya konturunun değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Ancak çene yapısının temelinde kemik anatomisi bulunduğundan, ileri anatomik farklılıklarda dolgunun sağlayabileceği değişiklik sınırlı olabilir.
Her anatomik problem dolgu ile düzeltilemez.
Çene Hattı Dolgusu
Çene hattının görünümü mandibula kemiği, deri altı yağ dokusu, kaslar ve cilt yapısı gibi birçok unsurdan etkilenir.
Dolgu bazı kişilerde belirli anatomik bölgelere destek amacıyla değerlendirilebilir.
Ancak “jawline dolgusu herkeste keskin çene hattı oluşturur” şeklinde bir sonuç garantisi verilmesi doğru değildir.
Nazolabial Oluklarda Dolgu
Burun kenarından ağız köşesine doğru uzanan bölge nazolabial bölge olarak adlandırılır.
Bu bölgedeki belirginlik yalnızca oluğun kendisinden kaynaklanmayabilir.
Orta yüzdeki hacim dağılımı, cilt yapısı ve yüz anatomisi de bu görünümü etkileyebilir.
Bu nedenle değerlendirme yalnızca çizginin bulunduğu noktaya dolgu yapmak üzerinden yapılmamalıdır.
Göz Altı Dolgusu
Göz altındaki çöküklük veya gölgeli görünüm çok farklı anatomik nedenlere bağlı olabilir.
Kemik yapısı, orbital yağ dokuları, cilt özellikleri, ödem eğilimi ve damar yapıları birlikte değerlendirilmelidir.
Bu bölge anatomik olarak hassas olduğundan her kişi dolgu uygulaması için uygun değildir.
Kullanılacak ürünün ilgili bölgeye yönelik kullanım bilgileri ayrıca değerlendirilmelidir.
Burun Dolgusu
Dolgu maddelerinin burun bölgesinde kullanımı internette sıklıkla “ameliyatsız burun estetiği” gibi ifadelerle tanıtılmaktadır.
Ancak burun damar anatomisi açısından yüksek önem taşıyan bölgelerden biridir.
Dolgu enjeksiyonunun yanlışlıkla damara girmesi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.
Bu nedenle burun dolgusu basit veya risksiz bir kozmetik işlem olarak değerlendirilmemelidir.
Dermal Dolgu Kalıcı mıdır?
Dolgu maddesine göre değişir.
Hyalüronik asit bazlı dolgular genellikle biyolojik olarak parçalanabilen ürünlerdir.
Ancak “hyalüronik asit dolgu kesin olarak 6 ayda veya 12 ayda tamamen kaybolur” gibi sabit bir süre vermek doğru değildir.
Kalıcılık;
• ürünün fiziksel özelliklerine,
• uygulama bölgesine,
• doku hareketliliğine,
• kullanılan miktara
• ve bireysel faktörlere
göre değişebilir.
Son yıllardaki görüntüleme çalışmaları bazı çapraz bağlı hyalüronik asit dolguların özellikle orta yüzde daha önce düşünüldüğünden daha uzun süre saptanabildiğini göstermektedir.
Bu nedenle sadece takvim süresine bakarak otomatik “dolgu yenileme” yaklaşımı uygun olmayabilir.
Dolgu Ne Zaman Tekrarlanmalıdır?
Herkes için geçerli sabit bir tekrar zamanı bulunmamaktadır.
Kişinin mevcut dolgu miktarı, anatomisi, klinik muayene bulguları ve önceki uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir.
Daha önce dolgu yapılmış bir kişinin yeni uygulama öncesinde önceki dolgularının ne zaman ve hangi ürünle yapıldığını bildirmesi önemlidir.
Dolgu Eritilebilir mi?
Bu, dolgunun içeriğine bağlıdır.
Hyalüronik asit bazlı dolgular, gerekli görülen durumlarda hyalüronik asidi parçalayan hyalüronidaz adlı enzim kullanılarak azaltılabilir veya çözülebilir.
Ancak bütün dolgu materyalleri hyalüronidazla eritilemez.
Hyalüronidaz uygulaması da tamamen risksiz değildir ve uygulama kararı klinik duruma göre verilmelidir.
Dolguyu Eritmek Her Zaman Gerekir mi?
Hayır.
Şişlik, asimetri veya erken dönem düzensizlik görüldüğünde bunun nedeni yalnızca fazla dolgu olmayabilir.
Ödem, hematom, inflamasyon, enfeksiyon veya başka durumlar da benzer görüntüler oluşturabilir.
Bu nedenle sorunun ne olduğunun değerlendirilmesinden sonra gerekli müdahaleye karar verilmelidir.
Dermal Dolgunun Yan Etkileri Nelerdir?
Dolgu uygulamasından sonra erken dönemde;
• şişlik,
• kızarıklık,
• hassasiyet,
• ağrı,
• morarma,
• geçici asimetri
gibi etkiler görülebilir.
Bu etkilerin şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişebilir.
Bazı komplikasyonlar uygulamadan haftalar veya aylar sonra da ortaya çıkabilir.
Geç Dönemde Dolgu Komplikasyonları Olabilir mi?
Evet.
Bazı kişilerde;
• nodül veya sertlik,
• inflamatuvar reaksiyon,
• enfeksiyon,
• granulomatöz reaksiyon
• veya dolgu materyalinin beklenmeyen doku davranışları
gibi geç dönem sorunlar ortaya çıkabilir.
Geç ortaya çıkan şişlik veya sertliklerin otomatik olarak “alerji” kabul edilmesi doğru değildir; klinik değerlendirme gerekir.
Damar Tıkanıklığı Nedir?
Dermal dolgu uygulamalarının en önemli komplikasyonlarından biri vasküler oklüzyon, yani damar dolaşımının dolgu maddesi tarafından bozulmasıdır.
Dolgunun yanlışlıkla damar içine girmesi veya damar dolaşımını bozması sonucunda ilgili dokunun kanlanması azalabilir.
Bu durum zamanında fark edilmediğinde doku hasarı ve nekroz gelişebilir.
Hyalüronik asit dolguya bağlı damar tıkanıklığında erken tanı ve hızlı müdahale kalıcı doku hasarı riskinin azaltılması açısından önemlidir.
Dolgu Körlüğe Neden Olabilir mi?
Çok nadir olmakla birlikte, yüz dolgularının en ciddi bildirilen komplikasyonlarından biri görme kaybıdır.
Damar içine giren dolgu materyali bazı anatomik bağlantılar üzerinden göz dolaşımını etkileyebilir.
Bu durumda görme kaybı kalıcı olabilir ve bazı olgularda nörolojik komplikasyonlar da görülebilir.
Bu nedenle ani görme değişikliği, şiddetli veya alışılmadık ağrı, cilt renginde ani soluklaşma ya da ağ şeklinde renk değişikliği gibi bulgular acil değerlendirme gerektirir.